ağaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ağaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2020 Perşembe

Sıradışı bir yaşam mücadelesi...


Sıradışı bir yaşam mücadelesi onunki.


Şubatın sonundaydık ya da mart başıydı. Bir grup öğrencim yaklaşan 18 Mart Çanakkale Zaferi için bir şehit ağacı yaptılar. Etraftan topladıkları dalları saksıya koyup alçı döktüler. Dallar kan kırmızısına boyandı hemde sprey boya ile. Dallara şehitlerimizin adı yazıldı ve bitmiş halini teslim aldım. Çanakkale Zaferi hazırlıkları çok önemliydi benim için. Mektuplar yazıyor, resimler yapıyorduk. Bu şehit ağacını da başına bir şey gelmesin diye sergi gününe kadar müdür yardımcımız Kerim beyin odasına koydum. Sonra günler geçti. Corona illeti geldi okullar kapandı. Dün Kerim beyden bir mesaj geldi bunu tanıdınız mı diye. Yolladığı bu resimdi. Bizim şehit ağacımız yeşermişti. Alçıda olmasına. Sprey boya ile boyanmasına rağmen... İnanamadım.Aynı gün okulda işim vardı gözlerimle gördüm ve tekrar fotoğraflarını çektim. Canlılardaki yaşam enerjisi, hayatta kalabilmek için geliştirdikleri bu sıra dışı yöntemler beni büyülüyor.
Kerim bey odasında ki bitkilere su verirken nedense ona da su vermiş. Sadece su ile bakın bildiğiniz ağaç olmuş. Uygun bir yer bulup dikilecek tabiki.


"Kamplumbağa Adasındaki (Amerika kıtası) tüm halklar(Kızılderililer) arasında şöyle ortak bir deyiş vardır: "Tüm akrabalarımıza" ya da "hepimiz akrabayız". Bu söz, bir duanın sonunda ya daa konuşmayı bitirdiğimizde söylenir ve bize Yaratan'ın, sevgiyle yaşamı verimli kıldığını anımsatır. Şu anda var olan, geçmişte var olmuş ve gelecekte de var olacak tüm yaratıklar; hayvanlar, kuşlar, böcekler, bitkiler, otlar, ağaçlar, taşlar, su, ateş, toprak birbirine bağlıdırlar. Bunlar bizim dedelerimiz, ninelerimiz ve kardeşlerimizdir. Hepimiz 'ruh' ve 'enerjinin' içinde biriz, hepimiz dünyalıyız. Yaşama farklı biçimlerde ve kabuklarda gelebiliriz. Farklı niteliklerimiz, yeteneklerimiz ve güçlerimiz olabilir. Ancak sonuçta hepimiz biriz. Hepimiz aynı yaşam döngüsüne bağlıyız. Bu bağı bir kez anladığınızda, gücün kaynağını ve Yaratan'ı da anlar duruma geleceksiniz. O zaman yaratılışın diğer bölümleriyle ilişkiye geçebileceksiniz. Şüpheniz varsa, yapmanız gereken tek şey çevrenize bakmak ve her şeyin yaşadığını, yaşayan her şeyde de Yaratan'ın olduğunu görmektir."

Mita-kuye Oyasin !
Hau Mitakuyapi !
Wa'na'nee'che




22 Şubat 2019 Cuma

Gece gece..

başlığı yazarken bi saate baktım gece!:) 
son zamanlarda tam zombi gibi yaşıyorum.bu hafta hizmet içi eğitim vardı.okula gidemedim.eve gelip yemek yapmanın ardından yatıp uyuyorum ve akşam uyanıp sabaha kadar çalışıyorum.gece daha sakin ve rahat çalışıyorum ama tipim de kaymıyor değil:))
sizlerden de çok uzak kaldım son zamanlarda.içim gidiyor ama bu sıralar böyle.
bi ses vereyim dedim.:)
yaşıyorum hayattayım:))
en kısa zamanda görüşmek üzere diyererk sizi yine ormandan toplayıp getirdiğim ağaç içine yaptığım taş boyamalarla bırakıp kaçıyorum.



16 Aralık 2018 Pazar

Siz hiç Peri Gördünüz mü?

:)) böyle başlık olur mu demeyin.belki ben görmüşümdür ve sizi de görüp görmediğinizi merak ettiğimden soruyorumdur.

En sevdiği oyuncaklarıyla oynayan çocuk gibiyim bunları yaparken.Çeşit çeşit periler hayal ediyorum.kimi yaprak perisi kimi bataklık perisi kimi tohum perisi.hatta ara sıra kurgularını da yazıyorum.belki bir gün onları evleriyle birlikte bir katologda yada başka bir projede birlikte sizinle paylaşırım.









26 Ekim 2018 Cuma

Odun Dilimlerinden Kapı Süsü

Yaz dönemi memleketteki festivale katıldık .Festivale kısa zamanda çok ürün çıkarmak için iyi çalışmıştık.bu kapı süslerinden bir günde yedi tane yaptım.orada gelen müşterilerden biri "neden türkçe yazmadınız?" diye sordu haklı olarak. welcome=7 harf hoşgeldiniz=11 harf. dört fazla var elimde,sığdıramayınca ingilizcesine kaçıverdim napalım:)






4 Ekim 2018 Perşembe

Marangozluk Sevdası..:)

İnsan yaş aldıkça kendini daha iyi tanıyor ve her yeni keşfiyle beraber istekleri ve beklentileri değişiyor.Tabiki hayalleri de.Şu an ki düşüncelerimle başa dönsem kesinlikle marangoz olmayı listemin en başına koyardım:) ağaçla çalışmak, ona dokunmak,kokusu ve şekillendirmek inanılmaz keyif veriyor.o kadar ki o çok korktuğum elektirikli aletlere bile alışıp kullanmaya başladım.hızar gibi yada spiral gibi...minik bi atölyemiz var memlekette.erkek kardeşim ve ablamla bu yıl çok cici işler yaptık.Belki çok sanatsal değil ama daha çok seri üretim ama daha işin çok başındayız.ve emekli olduğumda yeni işim bu olacak gibi görünüyor :)
ilk resimdeki armut ağacı.oldukça sert bir ağaç.kesimi ve şekillendirmesi zor ama dokusuna bayılıyorum.

alttaki ağaç ise iğde.armuta göre daha  kolay çalıştığımızı ve beğendiğimi söylemeliyim.dış kabuk dokusu da muhteşem.dayanıklı bir ağaç .rengi de çok güzel.





yine iğde ağacından ilk sunum sehpası denemem.aslında geçen yıl da ikili stand yapmıştım ama çam ağacından yapmıştım.çam biraz sıkıntılı.çabuk çatlıyor.kuruma aşaması daha zorlu.yağlı çam olması gerekiyor.kullandığımız ağaçlar geçen yıl kesilip bir yıl boyunca kurumaya bıraktığımız ağaçlar.


son resimdeki sunum tahtası ise huş ağacından.memlekette bulduğumuzda inanılmaz şaşırmış ve mutlu olmuştum.aslında bir nevi kavak.Kuzey Amerika da yaygın ama bizim ülkemizde de Kuzey Doğu Anadolu da yetişiyormuş.şekillendirmeye uygun yumuşak dokulu bir ağaç.kabuklarındaki doku ve renk çok güzel.kabukları bildiğiniz kav gibi.çıra niyetine kullanılabilir yani :)bol bol taş boyamada kullanmıştım geçen sene .bu yıl ise sunum tahtaları yaptık.çok kullanışlı ve şık oldu.



31 Mart 2016 Perşembe

bioenerjik taşlarım :)

ağlama duvarına geri geldim yine.cidden elim soğumuş yazmaktan.bakıp duruyorum ne yazayım nereden başlayayım diye.sonra dedim ki kendime aklına gelenleri yaz gerisi gelir.
yazacak hem çok şey varken hem de hiç birşey yokmuş gibi hissetmek depresyonun eşiğinde olanların hissettiği duygumudur ki.şükür ailem iyi,evimdeyim bir işim var ,pişen aşım var ama...her gün ama her gün bir yerlerde bir kaç ocağa ateş düşüyor,anneler babalar ağlıyor,evlatlar yetim kalıyor,her gün bir kaç kadın şiddete uğruyor,öldürülüyor yada tacize uğruyor,ve çocuklar bizim geleceğimiz çocuklara birileri kirli ellerini uzatıyor.her gün bir hoca olduğunu söyleyen zat kalkıp 9 yaşındaki çocukla evlenilebileceğini ya da erkek çocuklarına tecavüzün zaten İslamiyette var olduğunu,ya da bir babanın kız çocuğuna ilgi duymasının normal olduğunu söylüyor, sonra birileri çıkıyor diyor ki Atatürk ve ideolojisi eğitim müfredatından çıkarılmalıdır ,bizim medeniyet derdimiz var diye höykürüyor,bir yerlerde bombalar atılıyor,bir yerlerde müslüman müslümanla savaşıyor,bir yerlerde birileri planlar yapıyor,birileri çiziyor birileri oynuyor ve biz sadece bakakalıyoruz.sonra diyorum ki acaba ben kafayı mı yedim yoksa dün ya mı çıldırdı.sonra içinden çıkamıyorum bu kaosun,sosyal medyadan sallayıp rahatlamakla geçecek gibi değil ki! 
taşlarımı alıyorum elime,parmaklarım soğuk yüzeylerini şöyle bir dolaşıyor ve fısıldıyor taş bana bir dünya çiz,çılgınca yeşil olsun içinde,mavi gök,şarkı söyleyen rüzgar,heybetli dağlar,uçan kuşlar ve daima gülen yüzler...sonrası bilmiyorum.fırçam renklere dokunduğunda beynim susuyor,kalbim kendi şarkısını söylüyor ve benim meditasyonum başlıyor.
anlayacağınız taşlarım bio enerjik benim başlıkta buradan mütevellit :))